EĞİTİM ve AİLE

Eğitim… Yazılırken gayet basit olan bu erdemin yokluğunda toplumun en derin sorunlarına sebebiyet verdiğini bilmeyen yoktur. İşin tuhaf yanı bunu “gerçekten” bilmeyen ve hissetmeyen yoktur. Toplumun her kesimi eğitimli bir bireyin farklılık yarattığını bilir. Eğitimsiz insanların verdiği
zararları görür ve bu konudan rahatsız olup birçok gafta bulunur. En anlamsız tepkilerde ve durumlarda ağzınızdan ‘Eğitim şart!’ cümlesinin çıktığını biliyorum. Peki, eğitimi bu kadar önemsediğimiz halde bu konu neden toplumumuzun en derin yarasıdır hiç düşündünüz mü ?


Eğitim, dediğimiz an aklınızdan eğer okumak veya bir üniversiteyi tamamlayıp mezun olmak geliyorsa bilin ki çok büyük bir yanılgı içerisindesinizdir. Eğitimi sadece örgün sistemleri tamamlayıp bir meslek sahibi olan kişilere mal etmek çok yanlış bir algıdır. Çünkü statü olarak üst kademelerde yer alan örgün ve yaygın eğitimini tamamlamış birçok kişinin hala cahil kaldığını görmekteyiz. Bu kanıya varmak için bireyin aldığı eğitimle uyumsuz davranışlarda bulunması, kişilik olarak kötü bir imaj çizmesi gibi birçok olumsuz durumu değerlendirmek yeterli olacaktır. Bir toplumdaki en tehlikeli kesim “okumuş cahiller” yani eğitim alıp hala cahil kalabilmiş insanlardır.

Peki, gerçek eğitim nedir?

Bu konuya örnek bir ülke vererek açıklık getirmek istiyorum. Örneğin; Finlandiya… Bilindiği üzere Finlandiya yıllardır birçok alanda yapılan olimpiyatlarda hep başı çeken ülke olmuştur. Matematik, Kimya, Fizik vs. daha birçok alanda dünyanın gözde ülkesi olmuştur. Bu ülkenin en iyi olmak için yapabildikleri ve bizim yapamadıklarımız veya yapmadıklarımız nelerdir? Finlandiya ilkokul dört kademesine kadar kendi dillerini okumayı öğretmek ve anlamak dışında hiçbir derse veya yoğun bir
çalışmaya yer vermemektedir. O kademeye varana kadar öğrencilerine güzel ahlaklı olmayı, kendi vatanlarını sevmeyi, karşı cinse nasıl davranılması gerektiğini ve özellikle aile bağlarının önemini, aile
bağlarının bireye katkılarını anlatan birçok çalışmaya yer vermektedir. Yani bizim aksimize gereksiz sayısal veriler ve yoğun ödevlendirmeler vermek yerine -nasıl iyi bir insan olunurun?- eğitimini vermektedirler. Bence bizim yanlışımızı ve onların doğrusunu ülkecek değerlendirmek gerekmektedir. Ülkemizin kalkınması ve birçok meslek grubunun işlerini yapıp ülkeyi kalkındırması tabi ki de önemlidir. Ama asıl önemli olan kendisine, çevresine, toplumuna ve devletine bağlı, gerçekten eğitilmiş bireyler yetiştirmektir. Bahsettiğim “gerçek eğitim” budur.

Eğitimin ilk aşamaları ailede başlamaktadır. Toplumun en önemli yapı taşı da eğitimdir. Psikolojik açıdan sağlam ilişki kurulmamış, baskı ve şiddetle yetiştirilmiş bir çocuk; ne kadar sağlam bir gelişim süreci geçirebilir ki? Bunu ilkokul 1. sınıfa başlayan bir öğrenci örneği üzerinden açıklamak isterim. Ailesi tarafından düzgün bir eğitim verilmemiş, sürekli baskı ve şiddet uygulanmış, ihtiyaçları ailesi tarafından anlamlı bir şekilde doyurulmamış bir çocuğun, ilkokula başladığını düşünelim. Ailesinin de
tamamen “Eti senin kemiği benim!”mantığında olduğunu düşünelim. Örgün eğitim sisteminde var olan bir yapı ne denli bu çocuğa yardımcı olabilir ki? Bu psikolojiye sahip bir çocuğun duvarlarını yıkmak ne denli mümkündür? Çok uzun ve yapılandırıcı eğitimlerden sonra çocuğun psikolojik açıdan kendini iyi hissedebilecek bir duruma getirildiğini düşünsek bile ailesi bu gelişimin farkında olacak mı? Gerekli olgunluğa erişip yapılan olumsuz davranışları değiştirme eğilimine girecek mi? Bir eğitim, tek kuruma veya sisteme mal edilemez. Eğitim bir zincirdir. Düzgün bir eğitim için bireyde zincirin tüm halkaları koordineli bir şekilde çalışmak durumundadır. Bu zincirin en önemli halkasını ise aile oluşturur. Şunu da belirtmekte fayda görüyorum ; “Çocuklara yönelik veya yetişkin bireylere yönelik birçok geliştirici ve önleyici çalışmalar yapılmaktadır. Fakat ailelere yapılan çalışma sayısı yok denecek kadar azdır.” İstediğiniz anlamlı eğitimi verdiğinize inanın ama aile sistemi içinde hala sorunlar devam ettiği sürece beklenen başarı elde edilemeyecektir. Küçümsenen ve pek üzerinde durulmayan psikoloji, tam olarak eğitimin temelini oluşturur. Psikolojiyi ve ruhsal denklemleri düzgün kuramayan insanlarda dönüşü mümkün olmayan problemler meydana gelir. İşte, tam da bu sebeplerden dolayı eğitim ailede başlar. Eğitimli çocuk, eğitimli birey, eğitimli aile ve eğitimli toplum tam olarak ihtiyacımız olan yegane erdemimizdir.

Psikolojik Danışman Hayri KARA

Yorum Ekle